EBRD

İzmir için daha sürdürülebilir bir gelecek

By Olga Aristeidou

A more sustainable future for Izmir

in english

Dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. BM Habitat verilerine göre şehirler, dünyanın enerjisinin yaklaşık yüzde 78’ini tüketiyor ve sera gazı emisyonlarının yüzde 60’ından fazlasını üretiyor; enerji yoğunluğu yüksek yapılar ve temel olarak özel araçlara dayalı ulaşım ağları nedeniyle bu, şaşırtıcı değil.

Belediye meclisleri, diğer politika yapıcılar, uluslararası kuruluşlar, yerel STK’lar ve özel sektör, çevresel zorlukları ele almak ve şehirleri modernleştirmek için birlikte çalışıyorlar.

Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler verilerine göre 2050 yılına gelindiğinde 2,5 milyar insanın kentsel alanlarda yaşayacağı tahmin ediliyor; bu nedenle, daha büyük ve hızlı değişimlere ihtiyaç var. İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğünde mühendis olarak görev yapan Çağlar Tükel gibi insanlar da, bunun için çalışıyor.

Çağlar, “Şehirlerdeki nüfus arttıkça, doğa ve kaynaklarımız üzerindeki stres ve bunlara ilişkin tehlike de büyüyor,” diyor. “En önemli zorluklardan biri, çevreyi ve doğayı korurken ekonomik büyümeyi sürdürmek. İzmir gibi şehirler kuraklık, sel ve aşırı hava olayları gibi iklim değişikliği krizlerinin ters etkilerine karşı artık daha kırılgan. İzmir’i dirençli bir şehir hâline getirmek zorlu bir görev ama başka bir seçenek yok.” 

EBRD ve Yeşil Şehirler programının desteğiyle İzmir belediyesi, belediyenin karşı karşıya olduğu çevresel zorlukları ele almak için en uygun nitelikteki çevre yatırımlarının ve politika eylemlerinin listesini içeren bir Yeşil Şehir Eylem Planı (YŞEP) oluşturdu.

Çağlar, “Bunun gibi planlar, şehrimdeki her bir birey için büyük etki yaratacak,” diyor. “İnsanlar beni metroda, sokakta ya da herhangi bir yerde şahsen tanımıyorlar ama ben onlar için önemli bir şey yaptığımı biliyorum ve bundan gurur duyuyorum.”

EBRD Yeşil Şehirler programı yoluyla Banka, Buca ilçesinde yaşayan 500.000 vatandaş için daha güvenilir ve yeşil ulaşım olanakları sunan yeni bir metro hattına fon sağladı.

Bu yeni hat belediye otobüslerini, banliyö tren ve tramvay ağlarını birbirine bağlıyor ve özel araçlar ve minibüsler gibi çevreyi daha çok kirleten ulaşım modlarının yerini alıyor. Trafik sıkışıklığını ve gürültü kirliliğini de azaltacak olan hattın, bölgede üretilen sera gazı emisyonlarını mevcut düzeyinin yarısına indirmesi bekleniyor.

EBRD Yeşil Şehirler programı 2016’da kuruldu. O zamandan bu yana üç kıtada 50’den fazla ülkenin çevre sorunlarını ele almasına ve vatandaşlarının yaşam kalitesini yükseltmesine yardımcı oldu.

Kasım 2021’de COP26 iklim değişikliği konferansı sırasında onaylanan yeni fonlarla birlikte 5 milyar Euro’yu aşkın kaynak EBRD Yeşil Şehirler programını desteklemek üzere tahsis edilmiş durumda. Program, ayrıca, kayda değer miktarda eş finansmanı da harekete geçirdi. Buna, Yeşil İklim Fonu’ndan (GCF) 87 milyon Euro ve İklim Yatırım Fonları’nın (CIF) Temiz Enerji Fonu’ndan 17,8 milyon ABD Doları ile birlikte GCF ve bir dizi EBRD iki taraflı donörleri ile teknik iş birliği de dâhildir.

Program, iklim değişikliği ile mücadeleye büyük bir katkıda bulunuyor. Yatırımlar – yapı emisyonlarının azaltılmasından ulaşım verimliliğinin artırılmasına – yılda 1,2 milyon ton (254.500 araba dengi) karbon emisyonunun önüne geçilmesini sağlıyor.

Türkiye’den üç şehir daha programa katılıyor: Ankara, İstanbul ve son olarak Gaziantep.

Çağlar, “EBRD’nin Yeşil Şehirler programı ufkumuzu genişletti ve şehir olarak nasıl daha yeşil ve daha dayanıklı olabileceğimizi anlamamızı sağladı,” diyor. “YŞEP yoluyla şehrin mevcut çevresel durumunu değerlendirdik, sorunlar ve boşlukları tespit ettik ve daha yeşil bir şehir olmak amacıyla eylemleri önceliklendirdik.”

Çağlar ve çalışma arkadaşlarının İzmir’i daha yeşil hale getirmek için başka, oldukça iddialı planları da var. “Kısa süre önce ‘İzmir'in Doğayla Uyumlu Yaşam Stratejisini’ açıkladık,” diyor. “Strateji, şehir ve kırsal alanlar arasında bir ilişki kuruyor, bunu mevcut planlarla harmanlıyor ve bunları yaparken doğayı her zaman göz önünde bulunduruyor.”

Çağlar, bu görevin sadece belediye meclislerine düşmediğinin; her vatandaşın daha yeşil alışkanlıklar edinmesi gerektiğinin altını çiziyor. “Daha yeşil ve daha dayanıklı bir şehir olmak, ortak çaba gerektirir; dolayısıyla her vatandaş sürdürülebilir, dayanıklı ve yaşanabilir bir şehir olma hedefine katkıda bulunmak için üzerine düşeni yapmalıdır.”


Bu makale CIF’in ChangeMakers kampanyası kapsamında yazılmıştır ve ilk olarak şu adreste yayınlanmıştır: https://www.changemakerscampaign.org/partner/EBRD.